arÅŸiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘Üroloji’

Hidrosel tedavi edilmezse ne tür sorunlara yol açabilir ?

Çarşamba, 07 Eki 2009 atk yorum yok

Hasta hidroselden rahatsız olup hekime müracaat ediyorsa bizim ilk yapmamız gereken şey kişinin yaşına bakmaktır.

Mutlaka ultrason çektirin

Kişi eğer 35 yaş veya altı gruptaysa, çok kısa dönemde bu torbada şişlik geliştiyse ve herhangi bir travma söz konusu değilse mutlaka ve mutlaka ultrasonla kontrolünü yapmamız lazım.
Ultrasonla yapılan kontrolde testiste herhangi bir patoloji emaresi yoksa ve ilaveten aldığımız bir takım tümör tarayıcı kan testlerimiz negatif ise o zaman bunu iyi huylu bir olarak kabul edebiliriz.

İyi huyluysa problem yok

Aksi takdirde, testis tümörü açısından yaklaşım acil cerrahi müdahale gerektirir. Bunun dışında iyi huylu diye kabul ediyorsak veya kişi yaşlıysa veya hikayesi çok eskiyse, uzun senelerdir hidroseli varsa veya kişi bu görüntüden rahatsızlık duyuyorsa, cinsel ilişkiye mani oluyorsa, pantolon giymesine mani oluyorsa mutlaka tedavi arzu edecektir.
Tedavi açık cerrahi tekniklerle yapılır. olmadığı takdirde testiste herhangi bir harabiyete yol açmaz, başka organlarda herhangi bir bulguya yol açmaz.
Dediğim gibi tamamıyla estetik bir konudur dolayısıyla hiçbir bulgu yaratmaz ve tedavi kişinin arzusuna bağlıdır.

Hidroselin belirtileri nelerdir ?

Çarşamba, 07 Eki 2009 atk yorum yok

Hidrosel torbaların su toplamasıdır ve şişmesidir. Genellikle burada en önemli noktalardan bir tanesi ağrısız şişmelerdir.

İlk muayeneyi evde yapın

Yani torba istediği kadar şişsin üzerine vurduğunuzda, bastırdığınızda veya kişi kendisi muayene ettiğinde, torbalarını sıktığı zaman hiçbir ağrı duymaz. Bu durum aynen bir balonun şişmesi gibi düşünülmelidir.
Balonun üzerine vurduğunuz zamanki hissi, torbanın üzerine vurduğunuz zaman da algılarsınız. Ama kişi sadece sıkışma dolayısıyla huzursuzluk hisseder. Bizatihi torbanın kendisinde herhangi bir ağrı hissetmez. Bu da çok önemli bir bulgudur.

kanserine dikkat

Hidroselde dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan bir tanesi de %10 oranında, kanserinin belirtisi olarak ortaya çıkmasıdır. Bu bakımdan eğer kişide özellikle çok kısa zamanda su toplaması söz konusuysa ve kişi torbasına gelen bir darbe hatırlamıyorsa zaman geçirmeden hekime müracaat etmelidir.
Özellikle 35 yaşın altındaki erkeklerde kısa dönemli şişmelerde altında %10 kadar vakada tümörü çıkabileceği de unutulmaması gereken bir bulgudur

Hidrosel nasıl tedavi edilir ?

Çarşamba, 07 Eki 2009 atk yorum yok

Hidroselin gerçek anlamda tek tedavisi cerrahidir. Ancak hastaların ı kabul etmemeleri durumunda geçici tedaviler dediğimiz iğneyle aspirasyon yöntemi kullanılabilir.
Bu yöntemde bölgeye iğneyle girilerek, ultrason rehberliğinde içerideki sıvının boşaltılması amaçlanır. Sıvı boşaltıldıktan sonra tentürdiyot veya betadin gibi nedbe oluşturucu maddelerin bu torbaların içine geri verilmesiyle geçici zaman kazanmalar söz konusu olabilir.

tek çözüm

Gerçek tedavi zarların yapısının değiştirilmesi ve tekrardan oluşmaması için özel tekniklerle edilmesidir. Kişinin ne kadar rahatsız olduğuna bağlı olarak zamanı önceye alınabilir.
Sonuçta bunun altında eğer kanserle alakalı bir sebep yoksa, iyi huylu bir rahatsızlıktır. Kişi rahatsız olana kadar tedavi endikasyonu yoktur. Çünkü vücuda hiçbir zarar vermez. Tamamıyla estetik bir problemdir.

Aynı gün evinize gidebilirsiniz

ı yaklaşık 1 saat kadar sürer. Açık ameliyatla yapılmaktadır. ı son derece basit, günübirlik operasyon dediğimiz, bittikten sonra aynı gün hastanın evine gidebileceği düzeyde basit bir ameliyattır

Hidrosel nedir ?

Çarşamba, 07 Eki 2009 atk yorum yok

http://site.mynet.com/erdalkalci/mynet_resimlerim/testishast.jpgHidrosel testisi çevreleyen zarların arasındaki sıvının miktarının artması demektir. Halk arasında torbaların şişmesi ve su toplaması olarak bilinir.
Normal şartlar altında testisin doğal yapısı içerisinde, hem testisin kendi üzerinde bir zar vardır hem de torbalarla arasındaki başka bir zar daha vardır. Bu iki zarın arasında 5 ile 10 cc kadar sıvı bulunur. Sürekli yapılır ve sürekli emilir.
Bu sıvı testisin darbelere karşı korunması açısından hayati önem arz eder. Bu zarlardaki bozulma sonucu sıvı üretiminin artması ya da sıvının geri emiliminin azalması nedeniyle sıvının birikmesi torbaların şişmesine ve balonlaşmasına neden olacaktır. Bu hastalığın adı hidroseldir.

Estetik problem yaratır

Hastalığın esas sonucu estetik problemlerdir. Kişiye estetik anlamda huzursuzluk verebilir, torbalardaki görüntü farklılığı kişiyi oldukça rahatsız edebilir.
Bunun dışında boyutunun çok artması durumunda fiziki olarak erkeğin konforunu oldukça rahatsız eder. Pantolon giyerken veyahut otururken, bacak bacak üstüne atarken ciddi rahatsızlığa neden olur. Ama kendi başına kötü bir değildir.

Varikosel nasıl tedavi edilir ?

Çarşamba, 07 Eki 2009 atk yorum yok

http://www.kaanaydos.net/img/varikosel_klinik3.JPGVarikosel konusunda yanlış bilinenler ve bilimsel gerçekler:

1. Varikosel en sık karşılaşılan ve başarılı tedavi ile en iyi netice elde edilen kısırlığı nedenidir.

Varikosel teşhisi ultrason ile değil, el ile yapılan muayenesi sonucu konulmalıdır.
Doppler ultrasonografi ile birçok kişide hatalı olarak varikosel saptanarak gereksiz ameliyatlar yapılmaktadır.
El muayenesinde saptanamayan varikosel kesinlikle ameliyat edilmemelidir; fayda saÄŸlamaz.

2. Varikosel saptanan kişiye öncelikle tüp bebek, ICSI, aşılama gibi yardımcı üreme yöntemleri önerilmemelidir.
Varikosel hücresinin kromozomal yapısını bozarak (DNA fragmantasyonu) yumurtayı dölleme gücünü azaltmakta; dölleme gerçekleşse dahi düşük ihtimali artmaktadır.
Ayrıca tüp bebek sadece son çare olarak uygulanmalı, bebekte doÄŸumsal anomali ve risklerini %30′a dek yükselttiÄŸi, anne bakımından da riskleri olduÄŸu unutulmamalıdır.

3. Varikosel cerrahisinin teknik açıdan en baÅŸarılı ve komplikasyon ihtimali en düşük yöntemi mikrocerrahidir. Mikrocerrahi varikosel operasyonunda teknik baÅŸarı %99′un üzerine çıkabilmekte, ciddi komplikasyon oranı %0′a, önemsiz komplikasyon oranı %3-5′e kadar inebilmektedir.
DiÄŸer operasyon tekniklerinde ise riski %40′a, atardamar hasarı %5′e kadar çıkmaktadır.

4. Varikosel nüks etmez, yapılan cerrahi girişim yetersiz kalmış olabilir ve bu durumda mikrocerrahi düzeltme ameliyatı uygulanabilir.
Mikrocerrahi harici ameliyat yöntemlerinde uygulanan teknik dolayısı ile yetersiz cerrahi oranı %40′a kadar yükselebilmektedir.

5. Mikrocerrahi varikosel operasyonu basit bir cerrahi girişim değildir; mikrocerrahi teknik hakkında eğitim görmüş, deneyimli ellerde başarılıdır. Her yöntem gibi yetersiz ve hatalı uygulamaları çok önemli komplikasyonlara, organ kaybına dahi yol açabilir.
Başarısız varikosel operasyonu sonrasında komplikasyonlardan dolayı sorun yaşayan, spermiyogram neticeleri daha da bozulan birçok hasta bulunmaktadır.

6. Bilinçsiz ve yetersiz uygulanan mikrocerrahi teknik ile varikosel ortadan kalkmayabilir, atardamar ve lenfatik kanal hasarları sonucu ve organ kaybı gibi ciddi komplikasyonlar görülebilir. Uygulanan teknikten daha çok tekniğin uygulandığı kalite ve başarı önem taşımaktadır!

7. Varikosel ağrı nedeni de olabilir. Ağrının geçeceği garanti edilemezse de mikrocerrahi yöntem ve ağrıya yönelik operasyon tekniklerinin uygulanması ile birçok vakada ağrı ortadan kalkmaktadır.

8. Doç. Dr. Teoman Cem KadıoÄŸlu, 1992 yılında yurtdışından döndükten sonra ülkemizde 2500′den fazla vakada uyguladığı mikrocerrahi varikosel ameliyatını birçok asistanına öğreterek Türkiye’nin deÄŸiÅŸik bölgelerinde uygulanmasına katkıda bulundu.
Özellikle üniversite kliniklerinin androloji ile ilgili öğretim üyeleri arasında mikrocerrahi varikosel operasyonu son yıllarda tercih edilen yöntem haline gelmiş olup dünyanın en seçkin klinikleri de varikosel ameliyatlarında mikrocerrahi tekniği benimsenmiştir.

Böbrek taşı tedavi edildikten sonra yeniden oluşabilir mi ?

Cumartesi, 03 Eki 2009 atk yorum yok

http://www.bitkiseldiyet.com/wp-content/uploads/bobrek-iltihabi-bobrek-tasi.jpg taşları yüzde elli ihtimalle beş yıl içinde tekrarlamaktadır. Bu genel bir orandır bunun dışında belirgin metabolik problemleri olanlarda yani alt yapısında belirgin bir metabolik olan durumlarda nükseden çok daha fazla olmaktadır.

Özellikle çocuklardaki metabolik problemlerde taşların yükseltme eğilimi daha fazladır bu gibi durumlarda mutlaka eğer verilebiliyorsa verilmelidir.

Buradaki önemli olan nokta taş oluşum riski fazla olan hastalarda ve sık nükseden hastalarda mutlaka düzenli belli aralarda kontrollerin yapılmasıdır.

Bu şekilde taş tespit edildiği zaman büyümeden tedavi edilebilir çok daha basit yöntemlerle tedavi edilebilir.

Böbrek taşı tanısında hangi testler kullanılır ?

Cumartesi, 03 Eki 2009 atk yorum yok

http://fotograf.gazetevatan.com/fotogaleri/act/7414_883_21012009_3.jpgBöbrek ve idrar yolu taşlarının tanısında en sık kullanılan yöntem ultrasonografi basit ve hızlı bir yöntem bunun dışında direk grafi sıklıkla kullandığımız yöntem ancak ultrasonla idrar yollarındaki taşların çoğunu tespit edebilmemize rağmen bunların yaklaşık yüzde on – yirmilik bölümü ultrasonda göremiyoruz çünkü ultrasonla böbrek ve idrar kesesine yakın olan kısım dışındaki idrar kanalını görüntüleme şansımız yok bu kısımları ancak bir röntgen ışınıyla görebiliyoruz direk grafilerde ise taşların ancak yüzde elli – atmışını görebiliyoruz bazı taşlar röntgen ışınlarını geçirdiği için filmlerde çıkmıyor.

Tomografi denilen görüntüleme yönteminde taşların yüzde doksandan fazlasını tespit edebiliyoruz bunu genellikle damardan ilaç vermeden yapıyoruz ancak şüphe olduğu durumlarda yine damardan bir ilaç vererek idrar yolları görüntülendikten sonra daha kesin incelemeler yapmakta mümkün daha önce kullandığımız intravenöz daha önceleri kullandığımız intravenöz grafi denilen yöntemde damardan ilaç verildikten sonra birkaç seri röntgen çekiliyordu günümüzde bu yöntem daha az kullanılmakta yani ultrasomgrafi ve direk grafi dediğimiz düz röntgen filmiyle taşların önemli kısmının tanısını koyabiliyoruz.

Böbrek taşı tedavisinde hangi cerrahi yöntemler kullanılır ?

Cumartesi, 03 Eki 2009 atk yorum yok

http://www.stulieberman.com/Kidney%20Stone/Kidney%20Stone%205-30-05.gifBelli bir büyüklüğe kadar olan taşların belli bir kısmı her hangi bir tedavi cerrahi bir tedavi yapılmadan düşebiliyor ancak düşmeyen yada taş kırma yöntemiyle kırılamayan taşlarda cerrahi yöntemi tercih ediyoruz.

Özellikle idrar kanalının alt kısmında olup ta idrar kesesine düşmeden önce o kanalı tıkayan yada orda takılan taşlarda endoskopi yöntemi çok sıklıkla kullanılan bir yöntem bu yöntemde hastanın idrar yolundan ince optik bir aletle girerek taşı olduğu yerde değişik enerji şekillerinde bu lazer olabilir yada plomotik cihaz denilen cihaz olabilir. Kırabiliyoruz yada daha ufak taşları özel aletlerle kırmadan olduğu yerden alabiliyoruz.

Böbreğin içindeki taşlarda ise 2 cm den büyük taşlarda genellikle tercih ettiğimiz yöntem endoskopik olarak cildi delerek dışardan böbreğin içine optik bir aletle girip taşı orda kırdıktan sonra bu parçaları oradan çıkarmak şeklinde oluyor daha ufak taşlarda ise aşağıdan idrar yolundan yine optik bükülebilir aletle böbreğin içine girerek lazerle kırabiliyoruz

Böbrek taşı tedavisinde taş kırma yöntemi nasıl uygulanır ?

Cumartesi, 03 Eki 2009 atk yorum yok

http://www.serisayfa.com/resimler/77976_1_21.jpgGünümüzde şok dalgalarıyla taş kırma yöntemi çok yaygın olarak kullanılıyor.

Genellikle böbreğin içindeki 2 santime kadar olan taşlarda ilk tercih edilen yöntemdir.

Yine idrar kanalında ki taşlarda da seviyesine ve yerine bağlı olarak bu yöntemi sıklıkla kullanıyoruz.

Hamileler ve genç bayanlar dışında bizim ilk planda tercih ettiğimiz bir tedavi yöntemidir taş kırma taşın cinsi ve büyüklüğüne bağlı olarak tedavi süresi değişmektedir.

Çok sert olan taşlarda seans süresi uzayabilmektedir özellikle kalsiyum monohigrad taşı gibi çok sert taşlarda taş kırmanın başarı oranı oldukça düşmektedir ama genel olarak böbrekteki ve üst idrar sistemindeki taşların yüzde seksen – seksen beşini taş kırma yöntemi ile şok dalgalarıyla ameliyatsız olarak tedavi edebilmekteyiz.

Taş kırma yönteminin en büyük avantajı ameliyatsız ve anestazi gerekmeksizin ayaktan yapılabilen bir tedavi olmasıdır.

Sadece çocuklarda bu işlem sırasında hastanın sabit durması gerekeceği için bir anestazi verilmektedir.

Onun dışında genel anestazi genellikle kullanılmaktadır. Sadece damardan yapılan hafif ağrı kesicilerle hasta seansı tamamlayabilmektedir.

Genellikle seanslar 30 ila 45 dakika arasında sürmektedir.

Taşın büyüklüğüne ve taş kırma işlemine göre gösterdiğin dirence göre seans sayısı artabilmektedir.

Böbrek taşı tedavi edilmezse hangi sorunlara yol açabilir ?

Cumartesi, 03 Eki 2009 atk yorum yok

http://www.saglikevim.com/wp-content/uploads/2008/11/bobrek_taslari.jpgEn önemli riski idrar kanalını tıkayarak böbreğin çalışmasını fonksiyonunu bozabilmeleridir.

Genellikle ağrı yaptıkları için hasta doktora gidip bunun tedavisini görebilmektedir ancak bazen hiç ağrı yapmadan da gayet sinsi bir şekilde bu taşlar idrar akımını engelliyerek böbreğe tıkayabilirler ve belli bir süre sonra böbrek fonksiyonunu kalıcı olarak yitirilmesine sebep olabilirler yine taşlar genellikle enfeksiyon kaynağı olmaktadır.

Hem bu taşların içinde bakteriler yerleşmektedir.

Hem de yaşın üzerinde bakteri kolonileri oluşmaktadır bu nedenle bu neden bu taşlar kronik enfeksiyonlara buna bağlı olarak idrar yolunda dağınıklara ve başka problemlere yol açabilmektedir.